Updates from February, 2009 Toggle Comment Threads | Keyboard Shortcuts

  • ignoramus 10:31 pm on February 4, 2009 Permalink | Reply
    Tags: , huzur, kusursuzculuk, kusursuzluk, mükemmelliyetçi, mükemmelliyetçilik, obsesif, obsesyon, rasyonel, saplantı, simetri, takıntı   

    Rasyonel İnsan Saçmalar 

    Ekonomi biliminin(!) öne sürdüğü tüm teoriler “rasyonel insan” varsayımına dayanır. Rasyonel insan, tüm eylemlerinde faydasını maksimize etme çaba ve isteği içinde olan mantığın ve aklın bir adım dahi dışına çıkmayan odun gibi bir insandır. Neyse ki pratikte hiçbir zaman var olmamıştır. Varlarsa ekonomi diye bir şeyin olmadığını, ekonomi diye bir şey varsa var olmadıklarını varsayabileceğimiz bir çok insanın takıntı ya da saplantı denilen saçma, abartılı, gereksiz ve çoğu zaman zararlı olduklarını bilmelerine rağmen yapmaya devam ettikleri davranışlar, kafalarından atamadıkları düşüncüler olabilir.

    Aslında az ya da çok herkesin belli durumlarda mantıksız olsa da bile-isteye yaparak bir çeşit  oyuna  dönüştürdüğü takıntıları var. Ama psikoloji bu türden küçük alışkanlıkları değil kişiye ve çevresine zarar verecek kadar ilerlemiş olanlara takıntı hatta “obsesyon” demekte. Bunlar; kendisinden başka herkes ve herşeyin kirli ve hastalıklı olduğunu düşünerek fiziksel temastan kaçınma ve sürekli temizlenme ihtiyacı hissetme gibi aşırı kibirli, aşağılayıcı takıntılar olduğu gibi hiçbirşeyden tam olarak emin olamadığından tekrar tekrar kontrol etme ihtiyacı hissetme şeklinde olan aşırı kuşkucu ve güvensiz  takıntı türleri de olabiliyor.

    İlginç olan psikiyatristlerin bu tür takıntıların ve daha bir çok psikolojik rahatsızlığın asıl nedeninin biyolojik olduğunu söylemesi. Kişiliğin ya da çevrenin etkilerini yadsımıyorlar ama  asıl nedenin beyninde isimlerini ya da konumlarını  söylesem de hiç bir anlamı olmayan iki yer arasındaki aşırı iletişimden kaynaklandığını son yapılan araştırmalar göstermiş.  Bu tam olarak ne demek oluyor bilmiyorum ama beyindeki bu garip farklılığa neden olan ne o zaman diye sormaktan da kendimi alamıyorum. Mükemmeliyetçi biri ne oluyor da birden etfarında simetrik olmayan herşeyden huzursuz olmaya başlıyor? Yediği bir şey mi dokunuyor, kafasını bir yere mi çarpıyor?

    Sonraki Yazının Konusu: Gize Piramitlerinin Büyük Sırrı

    Kullanılacak Kelimeler: şeytan, komplo, döngü

    Kullanılmayacak Kelimeler: gerçek, teori, kaynak


     
  • catiski 10:46 am on February 3, 2009 Permalink | Reply
    Tags: adi, bencil, benmerkezci, çıkar, çıkarcı, egoist, koşulsuz, paylaşım, paylaşmak, sinsi, yılansı   

    Paylaşmak ya da Koşulsuz Paylaşım 

    terlik

    Paylaşmak, ilk göründüğünde olumlu bir izlenim bırakır. Biri size karşılığı olmadan, sizde olmayan birşeyi size verecekmiş gibi düşündürür. Oysaki bu tamamen kişisel çıkar uğruna yapılır. Paylaşmak çok sevimli, sevgi dolu ve olumlu bir kelime gibi gözükse de derinine inildiğinde, yılansı, bencil, benmerkezci ve daha sayamadığım aklınıza gelebilecek tüm çıkarcı kavramları kapsayan, son derece olumsuz ve sevimsiz bir davranıştır biçimidir.

    Internet dünyasında sık karşılaştığımız “linkleri görebilmek için üye olmak zorundasınız” saçmalığından hepiniz nefret ediyorsunuzdur. Sanmıyorum ki “aa hemen üye olayım da linkleri göreyim” diyen sevgi pıtırcıklarısınız. Evet bu gizli-saklı değil en azından. “Paylaşıyoruz ama bir çıkarımız var bu işten” diyen insanlar bunlar. Gayet açık ve net, “üye olursanız karşılığında linkleri görürsünüz.” Asıl mesele hepimizin kanıksadığı yılansı paylaşımlar. Ne olabilir ki bunlar?

    Hemen hemen tüm paylaşımlar çıkar güder. Koşulsuz paylaşım olarak bir annenin çocuğunu emzirmesine bile şüpheyle yaklaşıyorum. Bununla yükümlü olduğu için, sorumluluklarını yerine getirebilmenin mutluluğunu yaşadığı için, “emzirmek zorundayım” düşüncesini içgüdüsel anlamda benimsediğinden de olabilir. “Yok artık o kadar da değil” demek geliyor içimden.

    İnsanları güldürmek; Güldüren insan, güldürdüğü için kendisini iyi hissedeceğini bildiğinden ötürü güldürür. Sizi güldürken kendini kötü hissetseydi zaten bunu yapmazdı. Ne kadar alçakça değil mi?

    Acıyı paylaşmak; Yine aynı şekilde kişi kendini rahat hissetmek uğruna, üzerindeki yükü hafifletmek adına çektiği sıkıntıyı anlatarak deşarj olur. Burda asıl paylaşan, acısını anlatan değil dinleyen kişidir. Durduk yere canı sıkılmıştır. “Onunda acısı olduğu zaman gelip benimle paylaşsın” mantığı mı bu? Zaten mutlu olduğumuz zamanlar ne kadar fazla ki bunu iyice daraltıyoruz? Herkes kendi acısını kendi içinde yaşasa daha hoş olmaz mıydı? Ama kimileri bunu tek başına yapabilecek güçte değil biliyorum, lakin acısını paylaşacağı insanı seçerken o güçte olmayan birini tercih etse mükemmel olmaz mı? Bence mükemmel olur.

    Hiç tanımadığım ve daha sonrada bir daha görmeyeceğim bir insanın, benim yararıma olacak birşeyi koşulsuz paylaşabilmesi gerçek paylaşımdır. Diğer türlü neredeyse tamamı çıkar uğrunadır. Çıkar amacı gütmediğine inandığım paylaşımların bile şaibeli olabileceğini düşünüyorum. Tanımadığınız birinin size terlik hediye edip kayıplara karıştığına rastladınız mı hiç?

    Sonraki Konu: Saplantı/Takıntı

    Bu Kelimeler Kullanılsın: mükemmelliyetçilik, huzur, simetri

    Bu Kelimeler Kullanılmasın: sinir, sevgi, aşk

     
  • ignoramus 12:31 am on February 3, 2009 Permalink | Reply
    Tags: , bunalım, deli, depresif, depresyon, distimi, foucalt, fuko, , hastalık, illet, kronik, psikolojik, ruhsal, süreğen, tank, troleybüs, yabancılaşma   

    Ben Bir Distimiyim Gülhane Parkında, Ne Sen Bunun Farkındasın Ne De Psikologlar Farkında 

    Distimi nedir, yazıya başlamadan az önce öğrendim. Biri  ”Distimi, oksitlenerek hurdaya çıkan tank zırhlarıyla yapılan bir çeşit troleybüstür” deseydi, biraz kuşkulansam da inanabilirdim. Cahillik ne kötü. Neyse ki Google var ve toplum bilmemenin değil öğrenmemenin ayıp olduğu konusunda hemfikir.. Distimi psikolojik bir rahatsızlık. Bu yönüyle zaten yeteri kadar ilgi çekici. Nerde hem psikolojik hem de rahatsız birşey görsem hemen ilgilenerim demek de istemiyorum aslında ama nedense öyle bir hava da oluştu; demiş bile oldum bir bakıma.

    Öğrendiğim kadarıyla distimi -kısaca- süreğen (“kronik” in Türkçesiymiş, hiç de fena değilmiş aynı zamanda ) bir bunalım hali. Ancak bu, distimi hastalarının sürekli kasvet, keder,  melankoli ve gözyaşları içinde olduğu anlamına gelmiyor. Bilakis bu öyle bir illetmiş ki, öyle açık oynayarak kendini belli etmeyen, üstüne çöktüğü kişinin tüm hayatına, bakışlarına, duruşuna, oturuşuna sirayet eden, şahsiyetiyle bütünleşen, dışarıdan bakıldığında asla farkedilmeyecek biçimlerde ve beklenmedik zamanlarda kırgınlık, sitem, özlem, dışlanmışlık, yabancılaşma gibi kılıklara bürünerek ortaya çıkıveren sinsi, hain, garip bir belaymış. Tüm bunlardandır ki, pençesine düşen zavallı insanlar, kendi hallerinin sefaletinden bi’ haber olduklarından mı yaşamlarını esir alıp mutluluğa, kaygısızca kahkahalar atıp sevinçle dolup taşmalarına engel olan bu mikrobu kendi şahsiyetlerinin vazgeçilmez unsuru olarak gördüklerinden midir bilinmez, haklı olarak tedavi talebinde de bulun(a)mazlarmış.

    Aslında distimi deyip durduğum bu insan hal ve davranışlardan oluşan bütünün de psikolojik bir hastalık mı yoksa bir tür şahsiyet meselesi mi olduğu konusunda gerek pozitif bilim çevresinde gerek diğer ismini sayamadığım önemsiz gruplarda ciddi kuşkular var. Edindiğim yüzeysel bilgiler doğrultusunda ben şahsiyet yönünün ağır bastığını düşünüyorum.

    Toplumun geneline uymayan, çoğunluğun zevk aldığı durum ve ortamlardan zevk alamayan, olaylara ve insanlara diğerlerinden farklı bakan ve farklı tepkiler verenlere psikolojik olarak ya da her ne haltsa “hasta” gözüyle bakmak sağlıklı mı bilmiyorum. Bu konuda ayrıntılı bilgi sayın Michel Foucault‘nun “Deliliğin Tarihi” adlı eserinde mevcut.

    Sonraki Konu: Paylaşmak (Paylaşım Çeşitleri, Paylaşımın Taraflara Etkileri, Yararları, Zararları)

    İşbu Kelimeler Kullanılacak: sevgi, çıkar, terlik

    Hiç bu Kelimeler Kullanılmayacak: bilgi, deneyim, eylem

     
  • catiski 5:27 am on February 2, 2009 Permalink | Reply
    Tags: absurdism, absürdist, absurdistan, absürteç, absurtism, anlamsız, , manasız, saçmacılık, , sebepsiz, tutarsız, usaaykırı   

    Absürt bir “izm” olarak Absürdizm 

    Alber KamüAbsürdizm, varoluşçuluk ile kısmen ilişkili olup, bununla karıştırılmaması gereken felsefi bir akımdır. Temel olarak insan aklının evrenin işleyişini kavramaya çalışmasının manasızlığı üzerine kurulmuştur. İnsan manasız bulduğu evreni kavramaya gayret ettikçe, kâinat onun için daha da usa aykırı bir biçime bürünmeye devam edecek, gittikçe daha da absürt bir hâl alacak ve bunun neticisinde de -kişi- boşluğa sürüklenecektir.

    Albert Camus (alber kamü) bu akımın en son şeklini almasını sağlamış bir edebiyatçıdır. Yabancı (l’étranger) ve Sisyphos Efsanesi (Le Mythe de Sisyphe, (Sisifos Söyleni)) eserleri ile toplumsal yaşamın manasızlığı ve asıl önemli olanın kişinin içgüdüsü ve yalnızlığı olduğuna dem vurmuştur.

    Her şeyin birbiriyle ilintili olduğu bir evrende (kelebek etkisi); ekonomi krizin yaşandığı bir dünyada faiz oranlarının tavan yapması, iletişimin telgraftan başlayıp günümüzde internete taşınması, insanoğlunun sürekli geliştiğini düşünerek şu an bile olsa gerçek aydınlanmış insandan ne kadar fazla uzak olduğu, herkesin bu aydınlanmayı yaşamasının asla gerçekleşmeyeceğini bilmek, umutsuzluk, karamsarlık, ülkelerin sınırlarının olması, yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmek için çalışmak zorunda olmak, askere gitmek, işyerinde terfi almak, sakal tıraşı olmak, maça gitmek vs. gibi tüm toplumsal gelişimin getirdiklerine yabancı olmak ve yabancı kalmanın getirisidir Absürdizm.

    Yaşam halihazırda duran manasız bir şey değildir elbet, onun size ne şekilde yansıtıldığı ve sizin bundan yaptığınız çıkarım onu manasız kılar. Ve manası yoksa eğer, orada tarafınızdan ne olduğunu belirlemenizi bekleyen ve tamamen sizin eseriniz olacak bir şey vardır. İşte bunu kendi çıkarlarınıza kullanmak ya da kullanmamak sizin seçiminizdir. Bu size dayatılmış olanı kabul etmenizden daha olumlu bir şey değil midir? Asıl çekindiğimiz bu sorumluluğu ağır bir yük olarak görmek midir acaba? Ya da kimbilir belki de gerçekten bir insan için çok ağır bir yüktür.

    Sonraki Konu İçeriği: Distimi

    Mecbur Kılınan Sözcükler: troleybüs, tank, oksit

    Men Edilmiş Sözcükler: depresyon, depresif, kişilik

     
    • catiski 5:30 am on February 2, 2009 Permalink | Reply

      Trafik kazasında yaşamını yitiren ve zamanında bir futbolcu olan Albert Camus’den futbol yorumlarını izliyoruz.

  • ignoramus 12:47 am on February 1, 2009 Permalink | Reply
    Tags: bomba, Dizi, , , , insanlık, nakamura, nathan, New York, peter, petrelli, uçmak,   

    Olağanüstü Yetenekler-Sıradan İnsanlar 

    Bir güneş tutulmasının ardından olağanüstü yeteneklere sahip olan sıradan insanların hikayesini anlatan Heroes’u merakla takip ediyorum. Dizideki olayların, durumların dizinin kendi yapay gerçekliği içinde değerlendirilmesi gerektiğini de biliyorum. Ama bunlar bazı olayları anlamama hiç yetmiyor.

    • Peter’ın öz abisi,  Sayın Senatör Petrelli, belki de tüm insanlığın en büyük hayali olan uçma (pervaz etme) yeteneğine sahip olmasına rağmen hala nasıl ve neden Başkan olma tutkusuyla yanıp tutuşuyordu?
    • Yanında piknik tüpü patlasa daha çok zarar görecek olan Sayın Senatör Petrelli, diğer yetenekleri absorbe etme yeteneğine sahip Peter  patlarken dibinde olmasına rağmen nasıl tek parça kaldı? Madem Peter piknik tüpünden bile az zarar veriyordu ortalığı bu kadar ayağa kaldırmanın, insanlık elden gidiyor edebiyatı yapmanın ne alemi vardı?
    • Dizi yapımcıları, Peter patlarsa ne olacağını sapa sağlam kalmış meşhur çatı katından Hiro Nakamura‘yla birlikte görmemize rağmen, tüm bunların insanlığı kurtarmakla ilgili olduğuna inanmamızı nasıl bekliyorlardı? Tüm insanlık New York’taki bir kaç bina ve içindeki apartman sakinlerinden mi ibaretti?
    • Tek başına Sylar’ın bile belki Peter’ın patlamasıyla ölecek insandan daha fazla kişiyi öldürdüğü/öldüreceği gerçeğini ne zaman göreceklerdi?
    • Noah ve Haiti’li Senatör Petrelli’yi yakalamak için kovalarken, Haiti’li burnunun dibinde olmasına rağmen Sayın Senatör nasıl pervaz ederek kaçabildi?
    • Kahramanlar, yetenekleriyle ne yapacaklarını bilmediklerinde “bari insanlığı kurtarayım” demekten ne zaman vazgeçip yeteneklerinin tadını çıkarmaya başlayacaklardı?

    Sonraki Konu: Absürdizm

    Zorunlu Kelimeler: kelebek, telgraf, faiz

    Yasak Kelimeler: düşünce, anlam, saçma

     
c
compose new post
j
next post/next comment
k
previous post/previous comment
r
reply
e
edit
o
show/hide comments
t
go to top
l
go to login
h
show/hide help
shift + esc
cancel