Updates from March, 2010 Toggle Comment Threads | Keyboard Shortcuts

  • eXecution 11:37 pm on March 31, 2010 Permalink | Reply
    Tags: Ama, , hoş, , iş başvurusu, kırmızı, , pencere, yorgunluk   

    Arkası yarın… 

    “Yeni başlayanlar için küçük bir hatırlatma olacak fakat aslında neyi hatırlatmak istediğimizi kurumumuzda tam bilmiyor. Yeni başlamanın ne demek olduğuna karar verdiğimiz gün bunun nasıl sonuçlar doğuracağını hep birlikte göreceğiz. Ama yinede bu belgeyi okuyorsanız ne olursa olsun yeni başlamışsınızdır, bu başlangıca karar verdiğiniz anda bir çok başlangıçtan vazgeçmiş olduğunuzu unutmamış olmanızı dileriz.”

    Bu cümleleri beyaz gömleğinin üzerine 20 dakika düşündükten sonra ancak şimdi çok kötü olduğunu fark ettiği bir seçim olan kırmızı kravatıyla okuyordu. Kahverengi bir ışık odasının penceresinden siyah boyanmış ahşap masasını aydınlatıyordu. Saat sabah 10 sularında bu iş yerindeki ilk günüydü. Kız arkadaşının bir arkadaşının babası bir akşam yemeğinde onu keşfetmesiyle başlayan hikaye buralara kadar gelmişti. Birazdan sağ bacağını kaplayan kısmına kahve dökülecek olan pantolonu bu gün için satın alınmıştı. Kahveyi mesai arkadaşlarından sonralarında samimiyetini arattıracağı hemen yan odadaki güzel hatun dökecekti.

    İş yerindeki ilk günü olduğundan ne yapacağına tamam karar veremiyordu bu yüzden biraz rahatlamaya ihtiyacı olduğunu düşünüp müzik dinlemeye karar verdi. Müzik çalmaya başladığında mavi dosyalara kendi düzenini kabul ettirmek isteyen bir tavırla rafta yer değiştiriyordu. Onlara tam patronun kim olduğunu göstermeye başlamıştı ki, kapısı iki kere çalındıktan sonra elinde iki adet kahve olan sarışın bir hatun direği ile açtığı kapıdan hoş geldin diyerek girdi. Adam bu anda kapının dibindeki rafta tam olarak işine konsantre olmakla yeni işiyle gurur duymak arasında kapının çalınması ve içeriye birinin girmesini algılama sürecinde zihnini yitirmiş gibi yerinde kalakaldı. Sonra arkasına ani bir dönüş yaptı ve çarpışma gerçekleşti. Sağ bacağı aslında baya yanmıştı ama kendisi ilk günden sorun çıkartarak bağıran bir kişi olmayı istemediğinden olsa gerek pek ses çıkarmadı hatta sarışını “hayır, iyiyim” , “aslında o kadar da sıcak değilmiş” gibi sözlerle telkin etti. Sarışının bakışlarında biraz önce dünyanın eksik birkaç yerini yeniden yaratmışta yorgunluk kahvelerini alıp gelmiş tavrı vardı. Her şeyi anlayan o insanlardan biri gibi görünüyor, hatta bazen ukalalığı ile çekilmez biri olabilecek bakışları da bir bakışta anlaşılıyordu.

    Saat neredeyse beş buçuk olmak üzereydi fakat adam bir türlü olan bitene anlam veremiyordu. Başlangıç yazısı başta olmak üzere hiçbir şey mantıklı değildi. Mesainin ne zaman bittiğini bilmiyordu bu yüzden daha ne kadar boş, boş odada kalacağını sormak için kimi arayacağına karar vermeye çalıştı. Birden aklına bu şirkette tek tanıdığı kişi olan sarışın geldi. Dahili numarasından kadına ulaştığında eğer sıkıldıysa neden hala ofiste olduğu sorusunu aldı. Eve gidecekti, bu yüzden şirketten çıkıp arabasına doğru ilerledi, şu tuşa basınca önce dört işaret lambasının yanıp ardından tüm kilitleri açan o arabalardan birini sahipti. Tuşa bastı ve işaret ışıkları yandı ve kapı açıldı, tam arabaya girecekken 18. Kattaki odasına baktı, dışarıdan nasıl göründüğünü merak etti fakat bir türlü odasını seçemiyordu. Binanın dış cephesi tamamen demir bloklarla bir ızgara gibi kaplanmıştı fakat kendi odasına hiçbir kararma olmadan o kahverengi ışık net bir şekilde geliyordu. Anlam veremeden arabanın açık olan kapısından içeriye yöneldi ama bir türlü rahat edemiyordu sabahta beri bir sürü anlamsız şey olmuştu ama bu en anlamsızlarında başı çekerdi herhalde. Yalnızca sıradan bir bilgisayar programcısı olduğunu ve bunların çok fazla olduğunu düşündü. İçeride bir şey unuttuğu bahanesiyle odasına dönecekti. Evet bir bahaneye ihtiyacı vardı çünkü binanın tamamı yalnızca çalışanlar için ayrılmış ve girişlerde kartlı geçiş sistemi ve olağan dışı bir durumda ise direkt mülakat memurları vardı. Odasına dönmek için binaya girdiğinde sabah geldiği gülümsemelerle karşılaştı. Asansöre bindiğinde aynen sabah olduğu gibi yalnızdı, odasına yöneldiğinde bacağında dökülen kahvenin izinin bile olmadığını fark etti odasına girdiğinde ise hemen kapının yanında duran raflardaki mavi klasörlerin düzenlemesi saatler aldığı yerlerinde değil de odaya ilk girdiği yerlerinde olduğunu fark edince korkmaya başladı. Her şey sabah geldiği gibiydi hatta kendisi bile camdan dışarıya baktığında yaşadığı şehri görüyordu ve gayet normal görünüyordu, ayrıca demir blokların olmadığına yemin bile edebilirdi. Tüm bunlara anlam vermeye çalışırken kapısı çalındı dirsekle kapı açıldı, hoş geldin sesiyle kapı açıldı sonrası tamamen aynı oldu fakat bu kez kızın ayağı yerdeki döşemeye takıldı ve kahve yine aynı yere döküldü. Adam anlamsızca etrafına bakıyordu ki açık kapının önünde elinde telsiz olan bir adam tekrar giriş yapılmış gibi bir şeyler rapor etti. Bunun üzerine kattaki tüm güvenlik memurları aynı endişeli tavırla odaya girip adamın derhal binayı terk etmesi gerektiğini söylediler. En başta zorluk çıkartacak gibi oldu fakat sonra dışarı çıkmayı onlardan daha çok istediğini fark edip söylenenlere uyup dışarı çıktı. Arabasına binip hızlıca binanın otoparkını terk etti, evine giderken bunları düşünüyordu saat akşam 7 olmuştu ama hiç trafik yoktu hiçbir şey anlamlı değildi bu gün fakat tüm anlamsızlıkların en güzeli de buydu.

     
  • ignoramus 10:19 pm on March 26, 2010 Permalink | Reply
    Tags: , , kelime, metin, paragraf, saçma, sıkıntı, türkçe, yeni metin belgesi   

    Yeni Metin Belgesi 

    Metin, o gün çok sıkıntılıydı.
    “Güneş’i sarıya boyarlar.” dedi içinden. İzleniyormuşasına edalı hareketlerle kalktı koltuktan ve arkasını dönerek odaya, penceresinden dışarıya baktığında da  ”Öfkemiz hiç bir zaman bizim olmadı.” cümlesi geçti aklından.
    Uykusuzluk, kıpırdamadan geçen saatler, açlık hissi, boşalmış bir sigara paketi, dolu bir kültablası..Metin saçmalığının farkındaydı. Aslında Metin, herşeyin farkındaydı. İstese “Taşı sıksam suyunu çıkarırım” bile derdi. Üstelik inanırdı buna. Ama memnuniyetsizlik tırnağından kulağının kıvrımına kadar sarmıştı onu.
    Kaygısızca bir uykuya daldı hemen.
    Uyanmıştı. Ama o da ne?
    Metin değildi artık o.
    Dağınık yatağa kaygısızca uykuya yatan Metin değildi artık o.
    Yeni Metin’di.
    Çok şaşırmıştı Metin, içi içine sığmıyordu. Ordan oraya koşmaya, gerzekçe kahkahalar atmaya başlamıştı.
    “Bunu belgelemeliyim” diye düşündü. “Yoksa kim inanır benim o Metin olmadığıma, Yeni Metin olduğuma?”
    İşte böylece Yeni Metin Belgesi, yıllarca, önce kulaktan kulağa sonra yazıya sonra da ateşli silahların icadıyla birlikte yüreklere kazınarak en sonunda hard-disklerimize kadar geldi.
    Ne Mutlu Metin’e.
     
  • ignoramus 7:29 pm on March 15, 2010 Permalink | Reply
    Tags: aktivite, , bilmece, einstein, kazanmak, oyun, problem, satranç, spor, zafer   

    Beyaz oynar, kazanır! 

    Beyaz kazanıcak.

    Satranç, delileri sağlıklı tutan bir spordur.
     Albert Einstein

    Spor, fiziksel bir aktivite; Einstein en ünlü fizikçi, yandaki de sıradan bi satranç problemi. Beyaz oynuyor ve kazanıyor.  Aslında ortada bi problem yok. Beyaz oynadığı sürece beyaz tabi ki kazanacak. Siyahın eli kolu bağlanmış durumda, beyaz oynayıp kazanırken ona biçilen rol durup izlemek. Çünkü tezgah baştan kurulmuş: Beyaz oynayacak ve kazanacak, yapacak pek bir şey yok. At binenin kılıç kuşananın.

     
    • catiski 1:48 am on March 16, 2010 Permalink | Reply

      satranç kurallarında bilinir ki beyaz taşları seçen her kimse ilk o kişi başlama hakkına sahiptir. satranç problemlerinde de her daim beyaz oynar kazanır. acaba beyaz zaten 1-0 önde başladığından kelli mi ona bu rol biçilmiştir bu hep kafamı kurcalamıştır. Ying-Yangda da beyaz iyiliğin, siyahsa kötülüğün simgesini temsil eder. madem iyiler her zaman kazanıyorda kötüler hep kaybediyor, o halde satranç oynayan her iki kişiden birisi kötü insan statüsüne girmiş oluyor. buna istinaden iki iyi insanın satranç oynayabilmesi mümkün olmadığı gibi, iki kötü insanın da satranç oynayabilmesi mümkün olamıyor. ee öyleyse satranç müsabakaları buna göre mi düzenleniyor diye düşünmüyor değilim.

  • catiski 1:05 am on March 13, 2010 Permalink | Reply
    Tags: afiş, artık sevmeyceğim, cüneyt arkın, film afişi, film kapağı, kapak, türk filmi, türk sineması, türkan şoray   

    Artık sevmeyeceğim de ne mi yapacağım? 

    Türkan Şoray’ın arkasına geçen Cüneyt Arkın’ın, adeta “artık sevmeyecek, ne yapacağı gayet açık” dercesine hazırlanmış kapağına şans eseri bir videoda rastgeldim ve oldukça da dikkatimi çekti. Fazla uzatmanın lüzumu yok her şey ortada.

     
    • ignoramus 1:22 am on March 13, 2010 Permalink | Reply

      Türkan Şoray da bundan pek rahatsız görünmüyor ya da durumun henüz tam olarak farkında değil. Cüneyt Arkın’ın yüz ifadesi yapmak üzre olduğu ya da hakkında üstü kapalı olarak tehdit savurduğu eyleme gayet uygun. Ama Türkan hanımınkini anlamak mümkün değil.

    • catiski 1:26 am on March 13, 2010 Permalink | Reply

      kimbilir belki de Türkan Şoray’ın ifadesi, kuru kuruya sevilmekten gınası gelmiş bir hanımın sevinç çığlıklarıdır. baksana etekleri zil çalıyor.

    • ignoramus 1:38 am on March 13, 2010 Permalink | Reply

      o halde bu afiş, günümüzde hep yokluğundan dem vurulan eski saf aşkların aslında koca bi yalan olduğunu vurgulamak isteyen hiciv ustası, hınzır bi sanatçının keşfedilmeyi bekleyen dahiyane bi eseri.

    • catiski 1:53 am on March 13, 2010 Permalink | Reply

      bizi burda nelerle uğraştırdığına baksana, muzur şey :)

  • eXecution 11:01 pm on March 2, 2010 Permalink | Reply
    Tags: biz, iş, kukuleta, zor   

    Not 

    Durmaksızın devam eden değişimin hiç hareket etmeyen soğukkanlı ve donuk bakışları. Bizim de işimiz zor abi…

     
  • catiski 3:41 pm on March 1, 2010 Permalink | Reply
    Tags: bleistiftzeichnung, cartoon, charcoal, charcoal drawing, creation, download, drawing, Haze, hearth, indir, movie, , narrow, pencil, şarkı, save his heart, , Skinny Puppy, song   

    Save his heart 

     
    • catiski 2:36 pm on March 4, 2010 Permalink | Reply

    • J 10:29 am on April 18, 2010 Permalink | Reply

      harika bi video olmuş.. !
      blogunu bloxoo da gördüm, çok beğendim, başarılar diliyorum :)

    • catiski 8:02 am on April 19, 2010 Permalink | Reply

      savol tüm iyi dileklerin için. blogumuzu görüp beğenen birilerinin olması birkaç saniyeliğine olsa da tüylerimi diken diken ediyor ve yapıyor. her ne kadar birkaç saniye sonrasında pısacağımı bilsemde Allah herkese bu egzotik tatları yaşamayı nasip eylesin.

c
compose new post
j
next post/next comment
k
previous post/previous comment
r
reply
e
edit
o
show/hide comments
t
go to top
l
go to login
h
show/hide help
shift + esc
cancel