Updates from catiski RSS Toggle Comment Threads | Keyboard Shortcuts

  • catiski 1:01 pm on October 8, 2010 Permalink | Reply
    Tags: , scarface, sicilyalı, , yaralı yüz   

    ‘scarface’, nam-ı diğer ‘yaralı yüz’. kübalı bir zibidinin amerika’ya kapak atıp pis işleriyle beraber mevkiisine mevkii katmasını konu alıyorken aynı zamanda türkçemize ‘sicilyalı’ olarak da çevrilebilmeyi başarabiliyor.

     
  • catiski 12:29 am on October 6, 2010 Permalink | Reply
    Tags: as, , , the bodyguard II   

    “The Bodyguard 2″ –> “Çılgın Koruma İş Başında 2″

     
  • catiski 12:37 am on October 1, 2010 Permalink | Reply
    Tags: inception, , kuble, macgyver, pratik zeka   

    film klişelerinden kupleler ve sufleler 

    james bond, macgyver gibi türde pratik zekası üst düzeyde olan film karakterlerinin çarpışma öncesi hazırlıklarda üst yetkililerinin önerdiği bilumum alet edevatların mücadele esnasında kullanılamamasının düşünülemeyeceği gerçeğiyle hep yüzleşip “vay be yerinde bir icatmış” demişizdir. bu ajanların kaleminin ya da saatinin yalnızca kendi amacında kullanılamadığı, bir çok fonksyonel silaha dönüşebildiğini biliriz. bir kalem asla yalnızca yazmaya yaramaz, aynı zamanda bir lazer tabancası olabiliyorken bir yandan da verici, alıcı hatta ipod belki de ipad? bile olabilmeyi başarmıştır. beni düşündürense bu aletlerin kullanılabilmesi için zeminin hep hazırlanıyor oluşudur. asla ve kat’a o müthiş icat kullanıcının elinde gereksiz bir alet olarak patlamamıştır. o cihaz bir şekilde savaş aleti olarak kullanılır ama asla da kamufle edilen kendi özü olan (yazmak, saati göstermek) şeklinde kullanılmaz.
    tam olarak bunun karşılığı olmasa da inception filminde ekibe sonradan katılan liseli ya da üniversiteye hazırlık için dersaneye giden o yerden bitme pekte alımlı olmayan kızın labirent vari yapılardaki muazzam başarısının gövde gösterisinden öteye gidememiş olması beni sevindirdi. sanki karakterler içinde operasyonun başarılı olabilmesi için bir kilit taşıydı ama nasıl olduysa bir anda fonksyonsuz, vasatı aşamamış adeta bir figüran edasıyla ortalarda amaçsızca gezinip durmasıyla gönülleri feth edip izleyicilerde haklı bir buruk sevinç yaşattı.
    macgyver, isviçre çakısıyla bütünleşmiş, çakının kürdan özelliği hariç tüm meyvelerinden tam randımanlı olarak faydalanabilen bir ajan. dişinin kovuğu olmadığından ötürü mü kürdan kullanmadığı hep kafamı kurcalamıştır. ya da “aldığım maaş ne ki dişimin kovuğuna yetmiyor” mesajı mıdır hiç bilemedim. bir bölümde boru biçimindeki kayak kollarının içinde eskaza çığ düşerde kar altında kalırsanız diye üretilmiş boruyu yeryüzüne çıkartıp üfleyerek bayrak çıkmasını ve yakın çevrede bir yerde gömülü olduğunuzu arama ekibinin anlaması için yapılmış dahiyane bir icada denk gelmiştim. ne yazık ki macgyver’da kovalamaca esnasında atılan ateşlerden ötürü çığ altında kalarak bu aleti kullanmak zorunda kalmış ve şıppadanak diye bulunmuş ve dizi devam etmişti.
    bir kaza, vurulma ya da sakarlık sonucu ağır bir yaralanma geçiren karakterin yakınları tarafında apar topar hastaneye kaldırılması ve uzun ameliyat bekleyişi ardından ilgili doktorun gelip hastanın yakınlarına açıklama yapması sahnesini bilirsiniz. doktor ne dese beğenirsiniz? “eğer zamanında getirmeseydiniz hasta için çok geç olabilirdi” bunun halen insanlar tarafından beğenildiğini düşünmek düpedüz ahmaklıktır. mesela “böyle karga tulumba alelacele getirmenize hiç gerek yoktu, basit bir operasyonla işimi halledebilecekken yaptığınız bu cuhelalıkla hastanın ikibüklüm kalma olasılığını farkedilir düzeyde artırdınız, tebrikler” dese, yakınlarının kafalarından kaynar sular döktürdükten sonra o gergin ortamda soğuk duş etkisi yaratsa harika olmaz mı?
    bu arada giriş yazısını kasıtlı olarak sonra bıraktım çünkü giriş yazısının sonda daha iyi olacağını düşündüm.

     
  • catiski 3:49 am on June 2, 2010 Permalink | Reply
    Tags: amma & lakin, , gereksizlik, hiçbir, , hiçbirşey, natin, natink, nothing   

    hiçbir şey bile ayrı yazılır. 

    ‘Hiçbir’ birleşik, ‘hiçbir şey’ ise ayrı yazılırken, nasıl oluyorda hiçbirşey yazmamam beklenebilir? Esasında günlerdir hiçbirşey yazmamayı düşünüyordum, sonra birden bire hiçbirşey’in yazılamayacağını, ancak ayrı yazılabileceğini anımsadım. (bunu yeni öğrenmediğimi belirtmek için anımsadım’ı kullandım farkettiysen yavşaklığın lüzumu yok!) Ardından madem hiçbirşey yazamıyorum o halde hiçbir şey yazayım bari dedim ve ortaya böylesine gereksiz bir şey çıktı. Oysa yazıma başlamadan önce “gereksiz bir şey” yazmak istemiyordum yalnızca hiçbir şey yazmak istiyordum. Amma & lakin elimizde artık bu var, iş bu gereksizliği harmanlayıp önünüze muazzam bir şekilde servis edebilmek, açıkçası gözünüzü boyayıp sizi enayi yerine koyabilmek, hatta üzerinizden rant elde ederek maddi ve manevi kazanç sağlamak. Ancak tüm bunların gereksiz olduğu saplantısını dimağımdan atamadığımdan kelli hiçbir şey yapmamayı tercih ediyorum. İsterseniz buyurun burdan yakın.

     
  • catiski 1:05 am on March 13, 2010 Permalink | Reply
    Tags: afiş, artık sevmeyceğim, cüneyt arkın, film afişi, film kapağı, kapak, türk filmi, türk sineması, türkan şoray   

    Artık sevmeyeceğim de ne mi yapacağım? 

    Türkan Şoray’ın arkasına geçen Cüneyt Arkın’ın, adeta “artık sevmeyecek, ne yapacağı gayet açık” dercesine hazırlanmış kapağına şans eseri bir videoda rastgeldim ve oldukça da dikkatimi çekti. Fazla uzatmanın lüzumu yok her şey ortada.

     
    • ignoramus 1:22 am on March 13, 2010 Permalink | Reply

      Türkan Şoray da bundan pek rahatsız görünmüyor ya da durumun henüz tam olarak farkında değil. Cüneyt Arkın’ın yüz ifadesi yapmak üzre olduğu ya da hakkında üstü kapalı olarak tehdit savurduğu eyleme gayet uygun. Ama Türkan hanımınkini anlamak mümkün değil.

    • catiski 1:26 am on March 13, 2010 Permalink | Reply

      kimbilir belki de Türkan Şoray’ın ifadesi, kuru kuruya sevilmekten gınası gelmiş bir hanımın sevinç çığlıklarıdır. baksana etekleri zil çalıyor.

    • ignoramus 1:38 am on March 13, 2010 Permalink | Reply

      o halde bu afiş, günümüzde hep yokluğundan dem vurulan eski saf aşkların aslında koca bi yalan olduğunu vurgulamak isteyen hiciv ustası, hınzır bi sanatçının keşfedilmeyi bekleyen dahiyane bi eseri.

    • catiski 1:53 am on March 13, 2010 Permalink | Reply

      bizi burda nelerle uğraştırdığına baksana, muzur şey :)

  • catiski 3:41 pm on March 1, 2010 Permalink | Reply
    Tags: bleistiftzeichnung, cartoon, charcoal, charcoal drawing, creation, download, drawing, Haze, hearth, indir, movie, , narrow, pencil, şarkı, save his heart, , Skinny Puppy, song   

    Save his heart 

     
    • catiski 2:36 pm on March 4, 2010 Permalink | Reply

    • J 10:29 am on April 18, 2010 Permalink | Reply

      harika bi video olmuş.. !
      blogunu bloxoo da gördüm, çok beğendim, başarılar diliyorum :)

    • catiski 8:02 am on April 19, 2010 Permalink | Reply

      savol tüm iyi dileklerin için. blogumuzu görüp beğenen birilerinin olması birkaç saniyeliğine olsa da tüylerimi diken diken ediyor ve yapıyor. her ne kadar birkaç saniye sonrasında pısacağımı bilsemde Allah herkese bu egzotik tatları yaşamayı nasip eylesin.

  • catiski 7:31 pm on December 3, 2009 Permalink | Reply
    Tags: anteater, aslan, echidna acule ata, füp, füpen, füpürgen, , jaguar, kaplan, karıncayiyen, karıncayiyengil, karıncayiyenyiyen, karıncayiyenyiyengil, karıncayıyiyen, leopar, sırtlan, tapir, tapirgil, tapirus   

    Türkçe Çeviri Önerileri – 2 

    Elbette, tüm canlılar varlığını sürdürebilmek için beslenmek zorundadır. Doğal olarak türlerine göre hepsinin beslenme şekilleri de farklıdır. Örneğin bir inek, ot, çer, çöp yerken bir aslan sözkonusu ineği pekala yiyebilir.  Canlıların neyle beslendikleri doğadaki besin zinciriyle ilgilidir, isimleriyle değil. Ancak Avustralya’da yaşayan ve karınca yiyerek beslenen yandaki fotoğrafta gördüğünüz hayvanın adı karıncayiyen.  Sincap, tavşan, bülbül, gergedan, bizon, timsah, domuz gibi kusursuz örneklere sahip olan dilimizde yediği hayvandan ötürü ismini karıncayiyen olarak alması bu hayvanı dilimize pelesenk ediyor. Aslında bu hayvanın adı füpürgen olabilir ya da isteğe bağlı olarak füpen veyahut füp. Aksi halde normal şartlarda bu hayvanları yiyen hayvanlara karıncayiyenyiyen dememiz gerekir.

    Örneğin Leopar’ı ele alaım. Aslında leopar denilen canlı, kedigillerden benekli yırtıcı hayvan’ın kısaltması ama aynı zamanda da o bir karıncayiyenyiyenin ta kendisi. Jaguarı, aslanı, sırtlanı ve kaplanı’da karıncayiyenyiyengillere dahil etmek zor olmasa gerek.

    Buna istinaden bir leoparyiyen karıncayiyenyiyenyiyen’den başka bir şey değildir. leoparyiyenyiyen nedir peki? tabii ki karıncayiyenyiyenyiyenyiyen. Mesela leopar yemiş bir insanı yiyen bir yamyam buna en iyi örnektir. Şayet o yamyam’ı bir leopar mideye indirirse ve bu leopar dağlarda debelenirken kayaya çarpıp ölürse ve ardından onu bir karıncayiyen yerse işte o zaman olacakları hayal bile edemiyorum.

    Karıncayiyenyiyen Olabilme Püf Noktaları: Karıncayiyenyiyen olmak o kadar basit ki eğer bir insan gerçekten isterse pekala karıncayiyenyiyen olabilir.

    Sabah kahvaltıda peynir, zeytin, omlet tüketmek yerine karıncayiyen yenir.

    Öğlen, köşedeki bakkalınızdan ekmek arası kaşar salam yemek yerine, karıncayiyen yenir.

    Akşamsa ocağın üstünde duran, annenizin yaptığı zeytinyağlı dolma ve nohut yemeğini görmezden gelip, (sanki tek besin kaynağınız karıncayiyenmişcesine) karıncayiyen yerseniz, işte başardınız. Siz de artık bir karıncayiyenyiyensiniz.

     
  • catiski 9:35 pm on November 19, 2009 Permalink | Reply
    Tags: başınabuyruk üçgenler, bir zamanlar üçgenler, daha hızlı daha üçgen, geometri, karper peynir, levha, statpress, , üçgene benzeyenler, üçgenimsi   

    Üçgene Benzeyen Nesneler 

    kufu piramit Siteye giriş tagleri (Üçgene Benzeyen Nesneler) kapsamında StatPress eklentisinin beni birçok kez uyarmasına mukabil bu yazıyı yazma gereksinimini kendimde ve parmaklarımda hissettim. Üçgene benzeyip bezeyen nesnelerden ilk aklıma gelenler; Karper Peynir, Piramit ve Levha. Bu nesneleri arayan dimağlar için saydıklarım yetersizse şayet, araştırmalarıma devam edebilir ve kuytu köşede saklanmış üçgene benzeyipte, kareymiş gibi duran, sanki daireymişte üçgenimsi olduğundan haberi yokmuş gibi davranan ya da ne bileyim bir prizmaymış edalarına bürünmüş başınabuyruk üçgeni andıran nesneleri artırabilirim. Siz yeter ki üçgen istemeyin.karper peyniryol çalışması levhası

     
    • lerze 12:13 am on November 20, 2009 Permalink | Reply

      tamam

    • ignoramus 12:34 am on November 24, 2009 Permalink | Reply

      herhangi bir nesnenin ben yatağımda mışıl mışıl uyurken bir yerlerde üçgene benzeyebileceği ihtimalini düşündükçe aklımı kaçıracak gibi oluyor ve terler içinde ansızın uyanıyorum.

  • catiski 2:44 am on June 2, 2009 Permalink | Reply
    Tags: düşünceler, , , hiçbişey, istemsiz, uzun yazı, yazmak   

    Olduğu Gibi Aktarmak 

    yazmak

    Çok uzun bir yazı yazma umuduyla bu yazıya başlamamın verdiği kontrol dışı ve istemsiz cümlelerin peşisıra geleceğini tahmin edip, işe yaramaz -ki genelde yaramaz- bir yazı yazacağımı umaraktan yazmaya devam etmemin getirdiği kaygı, anlamsızlık, nedenselsizlik ve boşluk hissi -buna benzeyen duyguların tek bir kelimede toplandığı henüz yaratılmamış olan o muhteşem sihirli sözcük- ile birlikte yine de birşeyler karalamanın yarattığı o inanılmaz -belki de aksini düşünmeniz için eziklik boyutu demeliyim ki aksini düşünün diye- anlamsız haza rağmen yine de yazıyor oluşumun ve bunu durdurmakdan ziyade devamlılığını getirmek için çaba sarfediyor olmam ve tüm bu karmaşık hisleri size olduğu gibi aksettirmemin ardında ve arkasında yatan nedeni bir yandan yazarken bir yandan sorguluyor olmak -bunun bir başarı olduğunu düşünmenizi sağlamak- , bazen bunu sonlandırmam gerektiğini düşünmem -ama yalnızca düşünmem, sonlandırmayacak olduğumu bildiğim halde düşünmem- bazen anlaşılır olmanın çok ötesinde olmaya kastığımı düşündüğünüz gerçeğiyle yüzleşerek, aslında son derece anlaşılır -açık ve seçik- olduğumu, bunları anlamamak için sadece anlaşılmamak istendiğimi farzediyor oluşum, bir yandan “neden cümlelerini tane tane anlatmıyorsun o zaman” gibi içsel sorularınızı imgelemem ve daha anlatamadığım -aslında her şeyi bu kadar kısa anlatmış olmanın verdiği üzüntü- bir çok karışık duygularımla birlikte, uzun yazamamış olmanın sıkıntısıyla, -hiçbir şey dememiş olmamla- sıkılaraktan noktalıyorum.

     
    • catiski 3:00 am on June 2, 2009 Permalink | Reply

      çok yazmış gibi görünmek için resim eklediğim gerçeğini es geçemem.

    • alosman 2:52 pm on July 16, 2009 Permalink | Reply

      ne salak bi yazı lan bu, kasmış da kasmış.

  • catiski 3:53 pm on April 11, 2009 Permalink | Reply
    Tags: kaplumbağa, karşı koyamamak, uyuz it, yüzleşme korkusu   

    ‘Ve Öldü’ Yazı Dizisi Serisi Varan 003 

    önündeki yiyeceği rahatça alınabilen uyuz bir it gibiydi, karşı koyamamaktan ötürü kendine kızıyordu.
    ne kendini değiştirebiliyordu ne de kendini ifade edebiliyordu.
    öyle kalındı ki kabuğu,
    ama öyle de dardı ki,
    içinde boğulmaktan sıkılmıştı ama çıkabileceği ihtimali ile yüzleşmek dahi istemiyordu.
    ardından ne mi oldu?
    öylece ölüp gitti, kaplumbağalar kadar uzun da yaşamadı zaten

     
    • eXecution 7:18 pm on April 14, 2009 Permalink | Reply

      Olmamış…

    • catiski 12:04 am on May 13, 2009 Permalink | Reply

      Sen de olmamışsın. (“-E çocuk olmuş mu?”)

    • Siyah 11:44 pm on June 18, 2009 Permalink | Reply

      Olsun olmasın, dert değil, şarkı gibi oldu. =)

c
compose new post
j
next post/next comment
k
previous post/previous comment
r
reply
e
edit
o
show/hide comments
t
go to top
l
go to login
h
show/hide help
shift + esc
cancel