Updates from catiski RSS Toggle Comment Threads | Keyboard Shortcuts

  • catiski 9:41 pm on March 26, 2009 Permalink | Reply
    Tags: birgün, eskidendi, , kendini kandırmak,   

    ‘Ve Öldü’ Yazı Dizisi Serisi Varan 002 

    zamanında kendini kandırabiliyordu.
    kimi zamansa isteği doğrultusunda kandırmayabiliyordu.
    bir zaman geldi ve sıkıldı bu bitmek bilmeyen kendi otoriter yönetiminden.
    mücadeleyi bırakmıştı artık.
    ama kendini iyi hissetmeyi de bırakmıştı aynı zamanda.
    uzun zaman sonra birgün kendini tekrar ele geçirdi.
    ve o gün ölüverdi trajik bir biçimde.
    ölmesi dışında onun için iyi bir gündü.

     
    • anka 5:07 pm on March 29, 2009 Permalink | Reply

      Çok güzel..içimize yolculuğun hikayesi..

  • catiski 5:29 pm on March 18, 2009 Permalink | Reply
    Tags: can, canım, canısı, canocan   

    Posta Kutumuza Gelen Posta 

    can yazmış: <*@*.net>
    canım,canımsın,canıma,canımcım,canısı,janım,cnm,janum,canim,canın,canı,can,ciger
    at bad cat dat fat god hat kat mat pat rant sat şart vasat yat zat
    Web: *.netIP: 212.175.**.***

    Kendisine göstermiş olduğu ilgi için teşekkürü bir borç biliyor ve memnuniyetini dostlarına aktarmasını temenni ediyoruz.

     
  • catiski 9:45 pm on March 15, 2009 Permalink | Reply
    Tags: bitkin,   

    ‘Ve Öldü’ Yazı Dizisi Serisi Varan 001 

    öyle bitkindi ki,
    zihnini yavaşlatmayı düşünmüştü.
    denedi.
    ama,
    bunun için harcadığı efor, sarfettiğini aşmıştı.
    vazgeçti sonunda.
    “beceremedim” dedi kendi kendine.
    sonra hiçbir şey olmamış gibi bitkin olmaya devam da edemedi.
    biraz daha yük aldı.
    öldü sonra, daha ağır düşünceleriyle birlikte.

     
  • catiski 3:57 am on March 9, 2009 Permalink | Reply
    Tags: chrome, google, gugıl, illüzyon, Internal Tube, InternalTube, kandırmaca, kırom, lights, pazarlama, tdtl, turn down, turn up, tutl, yutup   

    turn down the lights & turn up the lights 

    düğmeYoutube‘un yeni sayılabilecek aparatlarından biri daha olan turn down the lights (TDTL) ve turn up the lights (TUTL) yazılımcığının kullanımı hakkında bilgi verme gereği hissettim. Odanızda film izlerken ışığı açıp kapatmakla benzer bir uygulama ve kullanımı gayet basit. Tek tıklamayla ışıkları kapatıp tek tıklamayla ışıkları açabiliyorsunuz. Bu konuda sıkıntısı olanlar şikayetlerini youtube community help forums‘a yazabilir gerekli desteği orada bulabilirler.

    Öte yandan youtube’un Google Chrome’u çıktığından beri afişe etmek gibi bir derdi var. (Try YouTube in a new web browser Download Google Chrome) Ne ki bu? “Fark göreceksiniz” mesajının kullanıcıya içten içe yerleştirilmesi değil mi? Chrome Google’ın kendi tarayıcısı olduğundan ötürü çok daha kaliteli ya da çok daha randımanlı bir çalışmamı sergiliyor? Yoksa bu, yalnızca “ne de olsa youtube bana ait, ne de olsa youtube kullanıcılarının çoğu bu pazarlama illüzyonunu havada kapacak kadar bilgisiz kullanıcılar diyerekten oradaki saf, temiz, savunmasız insanları videoların daha verimli gösterileceğine dair bir kandırmaca, bir sistem açığını kullanmaca mı? Terbiyesizlik değil mi şimdi bu gugıl?

     
  • catiski 2:22 am on March 3, 2009 Permalink | Reply
    Tags: beş, bölüm, Jeremy Bentham, john, locke, , sezon, yedi   

    Lost S05E07 

    John Locke

    Bir zamanlar John Locke’ın hastanede karşılaştığı zenci adamın tekrar sahne aldığını ve kanlar içinde ölümünü izledik. Widmore’un Locke’a araba tahsis ettiği kısımda karşımıza çıkan zenci -adeta dalga geçercesine- zaten aracın içine binecek olan Jeremy Bentham’a yardım etmek yerine tekerlekli sandalyeyi -pis pis sırıtarak- açtığını gördük. Neydi ki bunun amacı? “Hey dostum tıpkı eski günlerdeki gibi ha?” mı demeye getirdi anlayamadık. Hindistan uçağı düşmeden ışınlandıklarını biliyoruz fakat ışınlanabilmek için “canlı” olmak gerekiyor şartını John Locke‘ın enkaz ile aynı yerde olmasından anladık. Ölüyü dirilten koskoca ada ölü bir bedeni ışınlamaktan aciz. Benjamin’in uçaktaki ışınlanamayan sıradan insanlarla aynı yere düşmesine ne demeli? Bu adam dümeni çevirdiğinde Tunus’a ışınlanmıştı hatırlarsanız fakat uçaktayken ışınlanamıyor. Koskoca Hurley bile ışınlanabiliyorken Hugo’ya nazaran çöp gibi olan Linus ağzı burnu kan içinde yaralıların arasında istirahatte. Adanın ışınlama mekanizmasının karmaşık ve tutarsız olduğunu bu bölümde anlamış bulunduk. Ada’nın vardır bi’ bildiği diyoruz ve geçiyoruz.

     
  • catiski 11:48 pm on February 27, 2009 Permalink | Reply
    Tags: , cümle nedir, , Manifesto, , org   

    Eski Cumle.org Manifestosu 

    cumle.org Manifestosu (beta)

    cumle.org nedir? nasıl işler? ve nasıl bu noktaya geldik?

    cumle.org’da kimler yazabilir?

    1: Ekip çalışmasına yatkın, analitik düşünme yeteneğine sahip, neden-sonuç ilişkisiyle çalışabilen, askerlik ile ilişiği bulunmayan (erkekler adaylar için?) ve esnek çalışma saatlerini göz ardı edebilecek herkes yazı yazabilir.

    cumle.org’da yukarıdaki özellikleri taşıyan herkes kafasına göre yazabilir mi?

    2: Hayır yazamaz. Öncelikle her yazının sonunda yazının konusundan farklı bir konu ve 3′er adet kullanılması zorunlu ve yasak kelime eklenmelidir. Ayrıca daha da önemlisi cumle.org’un doğası gereği herkesin karışılıklı olarak yazı ödevleri alıp verebileceği bir eşi, bir ekürisi olmak zorundadır.

    Eküri bulmaya maddi ve manevi gücünüz yetmiyorsa cumle.org size bir eküri atayacaktır.

    Buna göre her yazı, eküriniz tarafından belirlenen konu ve kısıtlamalara uymak zorundadır.

     
    • ignoramus 1:18 am on February 28, 2009 Permalink | Reply

      Hayatımda gördüğüm en saçma kurallar.

  • catiski 11:38 pm on February 27, 2009 Permalink | Reply
    Tags: akım, değişim, execution, format, site   

    eXecution’a Teşekkürler. 

    Site formatı gereği ödev usulü çalışmalarımız devam ediyorken bir “joker” olarak ödevimi yerime yapmasını istediğim ‘eXecution’ çok zor bir ödev vererek sitenin işleyişini durdurup varolan formattan vazgeçmemizi sağlamıştır. Bizi özgür kıldığı için kendisine tekrar teşekkür ediyorum ve sanırım artık her şey(!) serbest.

    Sonraki Konu: :) ))))))))))) (hep smiley yapmak istemiştim)

     
    • ignoramus 12:08 am on February 28, 2009 Permalink | Reply

      bir bardak çözünebilir kahve içiyorum neredeyse bitiricem bi de sigara yaktım

    • Orton? 11:38 pm on May 12, 2009 Permalink | Reply

      Ağzıma bardak yapıştırıp içindeki havayı bitirip elimle tutmadan, o bardağı havada tutmayalı bayağı olmuş.

      Bardak: anonim.

  • catiski 7:30 pm on February 16, 2009 Permalink | Reply
    Tags: beyin yıkama, eğitim sistemi, ezberci eğitim, isyankâr, körelmiş, yapay embriyo   

    Beyin Köreltme Fabrikası 

    Beyin Yıkama

    Ezberci ve geliştirilmeye müsait olmayan eğitim sistemi; sorgulamayan, katıksız itaat eden, yapay embriyo üretmekten başka bir işe yaramayan, gayet başarısız, olumsuz, tümden etkisiz, sonuç odaksız, anti-analitik, trajik bir ‘vakit öldürgeç‘den öteye ulaşamaz. (Oscar Wilde değil.)

    Burada izlenilen ‘koyun kalın’ stratejisi ve bunun kurucuları tüm otoriteleri şaşırtır düzeydedir. Bu koyunların bilindiği gibi aralarında isyankâr(lar) olduğu sürece sürü psikolojisine kapılarak tüm koyunların kendi özelliklerini kaybetme riskleri vardır. Onlara yalnızca belirli otlardan vermek şüphesiz ki onları kaybetmek olacaktır. Bundan dolayıdır ki ilkokuldan itibaren asi nesiller yetiştirmek sakat bir durumdur, bir dezavantajdır.

    Günden güne biyonikleşen, robotlaşan, yabancılaşan, umutsuzluğun ve karamsarlığın durdurulamaz artışı, bitmek tükenmek bilmeyen adaletsizlik ve buna tanık olmak, bunların hepsi evet bunların hepsi körelmiş beyinlerin suçu. Bu körelmiş beyinlerin üretildiği fabrikalar çok uzakta değil. Televizyon olan herhangi bir yer ve okullar. Tüm dünya ülkelerinde bu böyle. “Tüm dünya” denilince rahatlama hissi uyandırdı mı? Ben hiçbir şey hissetmedim.

    Sonraki Konu İçeriği: ‘Sınırlı Internet’ Psikolojisi

    Mecbur Kelimeler: kablo, soğan, kalem

    Men Edilmiş Kelimeler: download, adsl, sıkıcı

     
  • catiski 1:59 pm on February 11, 2009 Permalink | Reply
    Tags: andrei, başyapıt, iz, , Sanatsal, stalker, sürücü, tarkovsky   

    Sinema Sanatına Dar Bakış 

    StalkerSanatsal filmlere örnek vermek zorunda kalsaydım eğer -ki bu kalmış hâlim- bu filmler “klima tamircisi” ya da “darbukatör baryam” olmazdı elbette. Bir filmin sanatsal bir film olabilmesi için belirlenmiş ya da belirlenecek kriterler neler olmalıdır? Sanatsal film, belirli kriterlerin baz alındığı ve bu kriterlerin dışına çıkılamadığı, zamanında ne olduğu belirlenmiş ve asla değişmeyecek bir şey midir ki? Tabii ki evet. Bu aynı leblebiye neden leblebi ya da bir anahtara neden anahtar dememizle hemen hemen aynı şeydir.

    Belirlenen kriterdeki filmler “sanatsal film” kategorisine girer bu kadar basit. Ama sanatsal film o kadar basit değil. Basit olan günümüz filmleri. Günümüzdeki para kaygılı filmleri yerecek kadar değerli bulmadığımdan onları yermekle uğraşmıyacağım zaten. (biraz yerdim sanki?)

    Andrei TarkovskyAklıma sanatsal film denilince ilk gelen yönetmen Andrei Tarkovsky ve başyapıtı olan Stalker filmi. Bunun dışında Stanley Kubrick, Michael Heneke, Lars Von Trier vs. diye listeyi uzatabilirim lakin Tarkovsky’i tanımışlığımdan sonra bir anda liste başına oturdu ve yerini kaptıracak gibi de görünmüyor. Tabii Maskeli Beşler Irak’dan sonraki çıkacak seriye bağlı birazda.

    Sonraki Konu İçeriği: Radiohead dinlemenin avantajları ve dezavantajları

    Kullanılmaması Düşünül(e)meyecek Kelimeler: melankoli, mutluluk, haykırmak

    Kullanılması Düşünül(e)meyecek Kelimeler: sıkıntı, bunalım, aşk

     
  • catiski 4:37 pm on February 6, 2009 Permalink | Reply
    Tags: enteresanlık, esrarengiz, gize, gizem, kefren, keops, mikerinos, mısır, piramit, radyoaktif,   

    Gize Piramitlerinin Esrarengiz Sırları 

    Gize PiramitleriGize piramitleri; Mikerinos, Kefren ve Keops olmak üzere toplam üç tane piramite verilen isimdir. Büyüklükleri | Keops > Kefren > Mikerinos | şeklindedir. Milattan Önce 3000 yıllarında yapıldıkları sanılmaktadır. Onları diğer piramitlerden ayrı tutan en büyük sırları ise içlerinde yazı bulunmaması ve nasıl yapıldıklarının halen bilinmiyor oluşudur. Kimileri şeytani komplolar üzerine yoğunlaşsada en yaygın varsayım bu piramitleri uzaylıların yaptığı düşüncesidir. Bu döngü yüzyıllardır hatta binyıllardır devam etmiştir. Aynı zamanda Keops dünyanın yedi harikasından biri olmayı başardığından mısır piramitleri arasında en saygın pozisyondadır. İşte bazı enteresanlıklar;

    • Mayanız olmadan yoğurt yapabilmek için tek derdiniz piramitte sütünüzü birkaç gün kadar bekletmektir.
    • Keopsun tabanı, kendi yarısının iki katına bölündüğünde ilginç bir biçimde pi (3,14) sayısını verir.
    • Her yüzeyinin yüzölçümünün toplamı, keopsun yüksekliğinin karesine eşittir.
    • Piramitin içinde yaklaşık bir ay bekleyen kirli su, arıtılmış hale dönüşür.
    • Bitkiler, içerde normalden daha hızlı büyür ve ayrıca yaralar, yanıklar çok daha çabuk iyileşir.
    • Piramitlerdeki mumyaları ilk bulan arkeologlar radyoaktif maddeden ötürü kanserden ölmüşlerdir.

    Sonraki Konu İçeriği: Uzaylıların kendilerini afişe etmemelerinin sebepleri / UFO

    İşte Kullanılacak Kelimeler: ilkel, devinim, tolerans

    İşte Kullanılmayacak Kelimeler: gemi, yabancı, dünya

     
    • lerze 3:29 pm on February 14, 2009 Permalink | Reply

      Yorumuma piramitlerin nasıl yapıldığına dair varsayımlarla başlamak isterim.Her biri 20 ton ağırlığında ve yetişkin bir insan büyüklüğünde olan(ki şahsen gidip gördüm) taşlardan oluşturulmuş piramitler tamamen insan ürünüdür.Şu bir gerçektir ki önceki insanlar şimdiki insanlara nazaran daha iri,daha uzun ve daha dayanıklıydı.Ayrıca piramitlerin yapılışı esnasında milyonlarca köle ölmüştür..Bu köleleri mısırlılar dışında shilluklularda (Sudanlılar,Etopyalılar) oluşturmaktaydı.Ki özellikle mısırlılar ve kavruk tenli shilluklular günümüzde de diğer ırklara göre daha iri yapılıdır.Piramitlerin oluşumundaki zaman diliminde birçok Firavun devrinin de geçtiği göz önünde bulundurulursa bunun hiçte imkansız olmadığı ortada.Ayrıca matematiksel boyutunu düşünürüpte beynimizde bir takım soru işaretleri oluşursa bunu bilmek gerekir ki medeniyetler arası matematiğin en çok geliştiği medeniyet Mısır Medeniyeti dir.İnsanlık orta çağdan itibaren meraklı değildi değil mi.Masalsı teoriler günümüzde de arkeoloji dalında çürümüştür.
      Daha sonra bubi tuzaklarına da değinmek gerekir.Her odasının farklı iklimi vardır.Bitkilerle,mayalarla yapılmış beyni öldüren zehirli gazlar..ya bunları saysam konferans metni olur.:D Kısacası bubi tuzaklarının da geliştirildiği ve en fazla görüldüğü şeydir.
      Piramitlerin içini dolaşmak ayrı bir mesele.Çünkü piramitlerin içinde eğilerek yol alıyorsunuz.Öyle bir hesap söz konusu ki insanın nerde ne zaman yorulacağı göz önünde bulundurulmuş ve ona göre küçükte olsa belli bir dinlenme ve doğrulma yerleri konulmuş..Eğilerek gidilmesinin de sebebi şudur..Firavunun yada Firavunların egoist olup kendini bütün insanlıktan üstün görmesi ve Allah a şirk koşarak kendisinden başka ilah tanımamasından dolayı ona secde ederek ulaşılmasını istemesidir.

    • catiski 1:14 am on February 28, 2009 Permalink | Reply

      Benim yazımı ilk gördüğünde yaptığın yorum “yetersiz” olarak kayıtlara geçmişti. Ben de sana zaten ‘yetersiz bir blog’uz demiştim hatırlarsan. Fakat senin yorumunun da pek aydınlatıcı olduğunu göremeyiz hatta benimki daha iyi bence (ki gitmedim :D ) Yani neymiş? direkt yermek çok kolaymış ama iş başa düşerseymiş böyle çuvallamakta komik olurmuşmuş.
      Yine de emeğin için +1 rep.

    • eXecution 1:24 am on February 28, 2009 Permalink | Reply

      Bence Lerze heryönden haklı bi kere Allaha şirk koşmada neymiş günah günah

    • ignoramus 1:28 am on February 28, 2009 Permalink | Reply

      Mısırlılar Türk’tü!

c
compose new post
j
next post/next comment
k
previous post/previous comment
r
reply
e
edit
o
show/hide comments
t
go to top
l
go to login
h
show/hide help
shift + esc
cancel