“Bütün türler kendilerini yok ederler. Dinozorların sonu da böyle oldu. Canlı namına ne varsa yediler, sonra birbirlerini yemeye başladılar. Sonunda tek dinozor kaldı ve o orospu çoçuğu da açlıktan öldü.” Bukowski
Updates from ignoramus RSS Toggle Comment Threads | Keyboard Shortcuts
-
ignoramus
-
ignoramus
Yeni Metin Belgesi
Metin, o gün çok sıkıntılıydı.“Güneş’i sarıya boyarlar.” dedi içinden. İzleniyormuşasına edalı hareketlerle kalktı koltuktan ve arkasını dönerek odaya, penceresinden dışarıya baktığında da ”Öfkemiz hiç bir zaman bizim olmadı.” cümlesi geçti aklından.Uykusuzluk, kıpırdamadan geçen saatler, açlık hissi, boşalmış bir sigara paketi, dolu bir kültablası..Metin saçmalığının farkındaydı. Aslında Metin, herşeyin farkındaydı. İstese “Taşı sıksam suyunu çıkarırım” bile derdi. Üstelik inanırdı buna. Ama memnuniyetsizlik tırnağından kulağının kıvrımına kadar sarmıştı onu.Kaygısızca bir uykuya daldı hemen.Uyanmıştı. Ama o da ne?Metin değildi artık o.Dağınık yatağa kaygısızca uykuya yatan Metin değildi artık o.Yeni Metin’di.Çok şaşırmıştı Metin, içi içine sığmıyordu. Ordan oraya koşmaya, gerzekçe kahkahalar atmaya başlamıştı.“Bunu belgelemeliyim” diye düşündü. “Yoksa kim inanır benim o Metin olmadığıma, Yeni Metin olduğuma?”İşte böylece Yeni Metin Belgesi, yıllarca, önce kulaktan kulağa sonra yazıya sonra da ateşli silahların icadıyla birlikte yüreklere kazınarak en sonunda hard-disklerimize kadar geldi.Ne Mutlu Metin’e. -
ignoramus
Beyaz oynar, kazanır!

Beyaz kazanıcak.
Satranç, delileri sağlıklı tutan bir spordur.
Albert Einstein
Spor, fiziksel bir aktivite; Einstein en ünlü fizikçi, yandaki de sıradan bi satranç problemi. Beyaz oynuyor ve kazanıyor. Aslında ortada bi problem yok. Beyaz oynadığı sürece beyaz tabi ki kazanacak. Siyahın eli kolu bağlanmış durumda, beyaz oynayıp kazanırken ona biçilen rol durup izlemek. Çünkü tezgah baştan kurulmuş: Beyaz oynayacak ve kazanacak, yapacak pek bir şey yok. At binenin kılıç kuşananın.
-
catiski
satranç kurallarında bilinir ki beyaz taşları seçen her kimse ilk o kişi başlama hakkına sahiptir. satranç problemlerinde de her daim beyaz oynar kazanır. acaba beyaz zaten 1-0 önde başladığından kelli mi ona bu rol biçilmiştir bu hep kafamı kurcalamıştır. Ying-Yangda da beyaz iyiliğin, siyahsa kötülüğün simgesini temsil eder. madem iyiler her zaman kazanıyorda kötüler hep kaybediyor, o halde satranç oynayan her iki kişiden birisi kötü insan statüsüne girmiş oluyor. buna istinaden iki iyi insanın satranç oynayabilmesi mümkün olmadığı gibi, iki kötü insanın da satranç oynayabilmesi mümkün olamıyor. ee öyleyse satranç müsabakaları buna göre mi düzenleniyor diye düşünmüyor değilim.
-
-
ignoramus
Windows Live Messenger “Beni Hatırla” Sorunsu
Her doğan yeni günle birlikte MSN’imi açtığımda mail adresimi ve şifremi girip “beni anımsa”, “şifremi anımsa” kutucuklarını (ay ne sevimli kelime) işaretlememe rağmen msn’in utanmadan hergün bana bunları yeniden sormasının altında yatan nedenler ne olabilir? Gerekli-gereksiz, genç-yaşlı, hamile ya da bakire herkesin görüşlerini bekliyorum.
-
catiski
Aslında sorunun cevabı çok basit ignoramus. Hergün bilgisayarına “beni sakın hatırlama” mantığına sahip birisi oturup, senin msn hesabına “beni unut” diyerek kendi msn’inde fink atıyordur. Ve “Allah Allah her gün msn’e bu elemanı unut dediğim halde neden hergün çıkıyor ki?” diyerekten forumlarda veryansın ediyordur. Sorununu birgün boyunca bilgisayarın olduğu odada durup diğer kişiyi yakalayıp o arkadaşa durumu izah edersen çok rahat çözebilirsin.
-
ignoramus
Ben, kodlardan oluşan sıradan elektronik bi yazılımla bile başetmekte güçlük çekerken verdiğiniz sözümona çözüm önerisinin sorunu daha da içinden çıkılmaz bir hale sokacağının farkında değil misiniz, allah aşkına? Çabanız, sanal düzeyden öteye gitmemesi gereken sorunumu adeta ete kemiğe bürümekten başka bi şey değil. Sizin amacınız ne? Akli melekelerinizden şüphe duymama sebep olmayın rica ederim.
-
catiski
Evvela siz ‘elektronik’ değil ignoramussunuz, önce kendinizi bilin. Ayrıca küçük yazılımcıklarla baş edemiyor olmanız günlük hayattaki sorunlarla hiç başedemezsiniz sonucunu çıkarmaz. Baş edemiyor olmanız ille de bişey çıkaracaksa, günlük hayattaki inanılmaz başarınızı ortaya çıkarsın niye hemen negatife yoruyorsunuz anlaması güç ve gücüme gidiyor. Odanıza giren çıkan insanların haddi hesabı yokken ne hakla burda bize ahkâm kesiyorsunuz? Kendinizi ne sanıyorsunuz? ben söyliim; elektronik.
-
ignoramus
Odamın bi köşesinden ne zaman kimin çıkacağını kestiremediğim gibi neyle başedemeyeceğimden hangi sonucun çıkacağını da kestiremiyorum ben. Öyle ki ettiğim lafın kimi hangi gerekçeyle gücendireceğini düşünmekten başıma ağrılar girdi. Tutun ki karnım acıktı. Kaldı ki bu da mesele değil. Oysa ki ben başka şeyler söyleyecektim. Velev ki unutula.
-
catiski
sayın ignoramus, lütfen şuraya yorum yazmadan evvel içki içmeyiniz, sonra herşey allak bullak oluyor gördüğünüz üzere.
-
eXecution
Basit, bilgisayarınızda var olduğunu sandığım “msn messenger plus” yazılımı bu sorunun çıkmasını sağlayabiliyor ve daha önce sağladığına rastladım. Bunu bilgisayarınızdan kaldırırsanız bu kadar tantanayı boşuna yaptığınızı anlyacaksınız…
-
piRe
-
catiski
sayın ignoramus, gördüğünüz üzere piRe arkadaşımız evinizdeki yabancıyı kıskıvrak yakalama methodunu bulmuşa benziyor.
Sorununuz çözüldü mü?-
ignoramus
Evet, sorunumu kökten çözdü. Herkese tavsiye ediyorum. Bir an bile durup düşünmesinler. Zira üstünde düşünülücek bi şey olmadığını piRe arkadaşımız kanıtladı bize.
-
-
-
ignoramus
Türkçe Çeviri Önerileri – 1
Bugünlerde her sabah uyandığımda Terminatör Salvation’da Skynet’in yeni icatlarından biri olan Mototerminatör‘ün sıradan bir motosikletten ya da bi mobiletten ateş edebilme aparatları dışında ne farkı var ki, diye düşünüyorum. Bu düşünme seansları boyunca, üzerinde ne bir T600 ne de bir T800 model terminatör barındırmayan, deyim yerindeyse kendi yağında kavrum kavrum kavrulan bu mekanik düzenek için Mototerminatör gibi sevimsiz ve yabancı bir kelime yerine dilimizde neden uygun bir karşılık yok diye hayıflanmaktan da kendimi alamıyorum. Terminatör 4′ün çıkmasıyla birlikte dilimizde oluşan bu boşluğu farkeden tek kişi elbette ben değilim. Ancak sanırım buna bi çözüm üreten ilk kişi benim: Kendine Binen Motor.
Konunun pekişmesi açısından yeni sözcüğü cümle içinde de kullanalım:
Önce:
“Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar, ışıklı maviliklere süre-ceğiz.”
Nazım Hikmet
Sonra:
“Bırakın, Kendine Binen Motorlar kendini maviliğe sürsün. Biz işimize bakalım. Çocuk musunuz Allah aşkına?”
Skynet’e gelince; bundan sonra üreteceği ürünlerin sonuna terminatör ek’inin getirileceği tüyosunu bize Terminator Salvation’da vermiş bulunmakta. Heliterminatör, Ütütermiantör ve bunun gibi her türlü elektrikli ev aletlerinin terminatörünü züccaciye raflarında görebileceğimiz günlerin çok da uzakta olmamasını temenni ediyorum.
-
ignoramus
hiçbirşey yazmak istemiyorum.
-
catiski
“hiçbir şey” olarak yazılır desem alınmazsın umarım.
-
ignoramus
öyle yazıldığını biliyorum desem çoğunuz inanmaz tabi. hatta “tabi tabi elbette biliyordun” gibi kinayeli laflar bile eder kiminiz. etmese bile düşünür.
ya da madem bir şey yazmak istemiyorsun bunu ne diye yazıyorsun be adam bile derler diye tahmin ediyorum. çok sinirlenip küfür eden, aşağılayıp tiksinen olur mu bilmiyorum. aslında okuyan var mıdır ondan bile emin değilim.
alındım mı? evet alındım. -
catiski
tabii tabii!
-
ignoramus
birileri bir şeyler yapsın artık.
-
Rawkon
küğöte: hiçbirşey yazmak istemiyorum.
ama yazmışsın?
-
konami
ilk defa yazıyorum bununla birlikte yorumum geliyor, yine de herkesin yazmak istediği bir şeyi yazmışsın, herkesi yazmışsın, bitti
-
-
ignoramus
Minareden At Beni, İn Aşağı Tut Beni
Evden dışarı nadiren çıkıyorum. O da sigaram bittiğinde mecburen bakkala gitmek zorunda olduğumdan. Dün yine aynı amaç doğrultusunda çıktım, sigaramı aldım, apartmana girdim, asansöre binecektim ki, kapıdaki yazıya gözüm çarptı. Asansör bakım için bir iki gün kapanmıştı. Yöneticimizin konuyla ilgili yazısı aynen şöyleydi:“Asansördeki risk tamamen ortadan kalkmıştır.
Güvenle kullanabilirsiniz.
Hayat herşeydir. Hiçbir şey bir hayat değildir.”
-
ignoramus
Sınırlı Internet Psikolojisi
“Sınırlı internet psikolojisi” kavramını ilk ortaya atan kişi sanılanın aksine ünlü İtalyan gezgin ve şair Nonego Reperio değil Sir Valde Alogia‘dır. Sir Valde Alogia, Brandenburg eyaletine bağlı Ahrweiler kentinde beş çocuklu Yahudi bir ailenin üçüncü çocuğu olarak 15 Mart 1827′de dünyaya geldi. Babası bir soğan tüccarı, annesi ise ev hanımıydı. Valde, kardeşlerine ve diğer çocuklara göre çok daha sessiz, içine kapanık ve beceriksiz bir çocuktu. Mahalle maçlarında kaleye hep o geçiyor, kaleciliği pek beceremediğinden aptalca goller yiyordu. Başarısızlık, dışlanma ve utancın üstüne bir de tüm takım arkadaşları tarafından tartaklanıyor, eve karmaşık duygular içinde, boynu bükük olarak dönüyordu. On üç (13) yaşına kadar evde ailesi (özellikle de annesi) tarafından eğitildi. O sıralar, ilerde memur olmasını isteyen babasıyla zıtlaşıyor, şarkıcı olmak istediğini söylüyordu. Genelde akşam yemeği sırasında bağrışmalarla başlayan bu tartışmalar, babasının yemeği bitirip sakince sandalyesinden kalkarak Valde’nin ensesine okkalı bir şaplak atmasıyla son buluyordu. Bu, 14 Kasım 1840′da tüberkülozdan babasını kaybetmesine kadar neredeyse her akşam tekrarlanan bir çeşit ayin gibi sürüp gidecekti. Aynı yıl Ahrweiler Gymasium‘una girdi. Ancak sevmediği dersleri asıyor, hiç ilgilenmiyordu. (İleriki yıllarda öğretmenleri hakkında ağır hakaretler içeren bir kitap yazmıştır.) Oradan 18 yaşında nihayet mezun olduktan sonra şarkıcılık hayalinden çoktan vazgeçen Valde hukuk okumak için Bonn Üniversitesi‘ne kayıt oldu. Felsefesi ve bizzat hayatı üzerinde derin etkiler bırakan Larva Puto’yla da orda tanıştı. Larva Puto ölmeden önce yazdığı oto-biyografisinde açıkça Valde’yle aralarında aynı tarihte aynı okulda öğrenim görmenin haricinde bir ilişki olmadığını söylese de Valde tüm fikirlerinin esin kaynağı olarak Larva Puto’yu göstermiştir. Bu dönemde Valde bir çok şiir ve hayat üzerine deneme kaleme aldı. “Aşkın Birimi Nedir?”, “Bana Duracak Bir Yer Verin”, “Tüm Bakışlar Yakalanmalı: Ölü ya da Diri!”, “100 Soruda Seks”, “Gereksiz Bayramlar”, “Kablosuz Ağ”, “Büyükbaş Hayvancılık ve Nano Teknoloji” gibi eserleri bize kazandıran Sir Valde Alogia, 20 Şubat 1858′de Paris’teki evinden ekmek almak için çıktı ve bir daha da geri dönmedi.Sonraki: Ailenin Önemi
Yasak: toplum, evlilik, akraba
Zorunlu: poligami, röle, sapan
-
Kitap
Tasarim ve icerik olarak basarili bir site, tebrikler.
-
-
ignoramus
“How To Disappear Completely”
Radiohead, albümünü (In Rainbows) internet üzerinden bedava dağıtan, bir kaç kişiden oluşan günümüz popüler müzik gruplarından biri herkesin gayet iyi bildiği gibi. Ne tür müzik yapıyorlar, niye müzik yapıyorlar, nasıl müzik yapıyorlar şu an hiç umurumda değil. Kim oldukları, ne yaptıkları, ne düşündükleri hakkında en ufak bir şey duymak istemiyorum. Şarkılarını dinliyorum. Radiohead dinleyen milyonlarca kişiden biriyim. Dinlerken haz ya da ufak ve garip bir mutluluk duymanın haricinde başka bir avantajını henüz görmedim, olduysa da fark etmedim, ettiysem de hatırlamıyorum, hatırlasam da söyleyemezdim zaten.. Radihead dinlemenin en büyük dezavantajı dinlerken kaybettiğiniz zaman olabilir. Tam da dinlerken Tv’de Yemekteyiz ya da Bez Bebek’i kaçırabilirsiniz. Radiohead dinlerken Serdar Ortaç’ın şarkılarını dineyemezsiniz. Ya da nebileyim ben.Bahsetmek için bile bir yerinden pisliğine bulaşmak zorunda kaldığımız günümüz modern dünyasının modern şehir insancıklarının modern melankolileri üzerine modern şarkılar yapan Thom Yorke, haykırışı, mırıldanması ve arkadaşlarının varlığı herşeye rağmen iyi bir şey.
Sonraki Konu: Eğitim, Zararları (Yararı var mı?)
Yasak Kelimeler: dil, alışkanlık, kötülük
Zorunlu Kelimeler: sakat, nesil, ilkokul
-
ignoramus
Uzaylılar Niye Bizimle Top Oynamıyor?

Onların UFO'su
Uzaylılar ve UFO’lar hakkında bir dolu teori var. Nasıl olduğunu anlamasak da çok uzak gezegenlerden bir şekilde gelip bizi izleleyen farklı yaratıklar oldukları, aslında uzaylı dediklerimizin zaman yolculuğu yaparak çok uzak gelecekten gelen insanlar oldukları ya da işin içine boyutu da katarak aslında uzaylıların bizimle aynı gezegen üzerinde ancak farklı boyutta yaşayan canlılar oldukları gibi. Nasıl bir teori olursa olsun sonuçta sahip olduğumuz bilim, teknoloji ve bilgi onlarınkilerle kıyaslandığında son derece sığ ve ilkel kalıyor. Ne yaptıklarını tam olarak bilmediğimiz gibi nereden ve nasıl geldiklerini açıklamaya çalıştığımız yöntemler de bizim için sadece düşünce düzeyinde varlar. Oluşturduğumuz toplum, insanların birbilerine karşı devinimleri, ekonomik ve psikolojik bunalımlar, üretebildiğimiz tek UFO’nun elektirikli soba olması kısacası insanlığın mevcut hali ortada. Tüm bunlar göz önüne alındığında bizden gayet ileri uygarlıklardan olan uzaylıların kendilerini niye afişe etmedikleri de ortaya çıkıyor. Neden bizimle muhatap olsunlar ki? Belki sadece var olup birbirimize hayatı dar etmekten daha yararlı kullanılabileceğimizi düşündükleri için. Gözlemleyip ibret alarak kendi toplumlarında neyin yapılmaması gerektiğinin örneklerini derlemek için.

Bizim UFO'muz
Bizi fikir ve kültür alışverişi yapacak kadar değerli görmedikleri için onları suçlayabilir miyiz? Belki de yapabiliriz, ama onları ikna edebilir miyiz bilmiyorum. Şimdiye kadar varlığımıza tolerans gösterdikleri bundan sonra da böyle olacağı anlamına gelir mi? Çıkarları olmadığı sürece böylesine ileri tekniklere sahip bir toplum bizimle ilgilenir mi? Onlara ne sunacağız? Hiçbirşey. Nitekim yaşanan deneyimler de bunu gösteriyor. Doğru olup olması hakkında konuşmaya gerek duymadığım üçüncü türden ilişkiler de hep hayal kırıklığı ile sonuçlanmış. Uzaylılar tarafından kaçırılan kişilerin üzerinde bir takım deneyler yapılması, daha sonra bunların çok azını hatırlamaları hatta uzaylıların bir kadın rehini hamile bıraması ancak düşükle sonuçlanması, mesi ması vs.. Uzaylılar var olsa da olmasa da “Evrende yalnız mıyız?” sorusunun cevabı gayet açık: Evet yalnızız.
Sonraki Sıkıcı Konu: Sanatsal Film nedir? Örnek verebilir misiniz? Aferin.
İstenilse de istenilmese de Kullanılacak Kelimeler Öbeği: klima, leblebi, darbuka
Zaruri Olsa da Zinhar Kullanılmayacak Kelimeler Kümesi: sıradan, popüler, piyasa
selam 5:07 pm on October 4, 2010 Permalink |
dinozorus