Rasyonel İnsan Saçmalar
Ekonomi biliminin(!) öne sürdüğü tüm teoriler “rasyonel insan” varsayımına dayanır. Rasyonel insan, tüm eylemlerinde faydasını maksimize etme çaba ve isteği içinde olan mantığın ve aklın bir adım dahi dışına çıkmayan odun gibi bir insandır. Neyse ki pratikte hiçbir zaman var olmamıştır. Varlarsa ekonomi diye bir şeyin olmadığını, ekonomi diye bir şey varsa var olmadıklarını varsayabileceğimiz bir çok insanın takıntı ya da saplantı denilen saçma, abartılı, gereksiz ve çoğu zaman zararlı olduklarını bilmelerine rağmen yapmaya devam ettikleri davranışlar, kafalarından atamadıkları düşüncüler olabilir.
Aslında az ya da çok herkesin belli durumlarda mantıksız olsa da bile-isteye yaparak bir çeşit oyuna dönüştürdüğü takıntıları var. Ama psikoloji bu türden küçük alışkanlıkları değil kişiye ve çevresine zarar verecek kadar ilerlemiş olanlara takıntı hatta “obsesyon” demekte. Bunlar; kendisinden başka herkes ve herşeyin kirli ve hastalıklı olduğunu düşünerek fiziksel temastan kaçınma ve sürekli temizlenme ihtiyacı hissetme gibi aşırı kibirli, aşağılayıcı takıntılar olduğu gibi hiçbirşeyden tam olarak emin olamadığından tekrar tekrar kontrol etme ihtiyacı hissetme şeklinde olan aşırı kuşkucu ve güvensiz takıntı türleri de olabiliyor.
İlginç olan psikiyatristlerin bu tür takıntıların ve daha bir çok psikolojik rahatsızlığın asıl nedeninin biyolojik olduğunu söylemesi. Kişiliğin ya da çevrenin etkilerini yadsımıyorlar ama asıl nedenin beyninde isimlerini ya da konumlarını söylesem de hiç bir anlamı olmayan iki yer arasındaki aşırı iletişimden kaynaklandığını son yapılan araştırmalar göstermiş. Bu tam olarak ne demek oluyor bilmiyorum ama beyindeki bu garip farklılığa neden olan ne o zaman diye sormaktan da kendimi alamıyorum. Mükemmeliyetçi biri ne oluyor da birden etfarında simetrik olmayan herşeyden huzursuz olmaya başlıyor? Yediği bir şey mi dokunuyor, kafasını bir yere mi çarpıyor?
Sonraki Yazının Konusu: Gize Piramitlerinin Büyük Sırrı
Kullanılacak Kelimeler: şeytan, komplo, döngü
Kullanılmayacak Kelimeler: gerçek, teori, kaynak
Distimi nedir, yazıya başlamadan az önce öğrendim. Biri ”Distimi, oksitlenerek hurdaya çıkan tank zırhlarıyla yapılan bir çeşit troleybüstür” deseydi, biraz kuşkulansam da inanabilirdim. Cahillik ne kötü. Neyse ki Google var ve toplum bilmemenin değil öğrenmemenin ayıp olduğu konusunda hemfikir.. Distimi psikolojik bir rahatsızlık. Bu yönüyle zaten yeteri kadar ilgi çekici. Nerde hem psikolojik hem de rahatsız birşey görsem hemen ilgilenerim demek de istemiyorum aslında ama nedense öyle bir hava da oluştu; demiş bile oldum bir bakıma.
Bir güneş tutulmasının ardından olağanüstü yeteneklere sahip olan sıradan insanların hikayesini anlatan Heroes’u merakla takip ediyorum. Dizideki olayların, durumların dizinin kendi yapay gerçekliği içinde değerlendirilmesi gerektiğini de biliyorum. Ama bunlar bazı olayları anlamama hiç yetmiyor.
Türkçe’ye “Son Umut” olarak çevrilmiş “
Çalışmak, müzik dinlemek, dolaşmak, durmak, film izlemek ya da bunun gibi herhangi bir
Adem Havva’yla birlikte cennetten kovulup ceza olarak da dünyada birbirlerinden farklı ve biz fanilere göre çok uzak yerlere gönderildiğinde, Adem’in yüzleşmek zorunda olduğu tek sorun ayrılık değildi elbette. Cennetin konforuna duyduğu özlem, yediği elmanın pişmanlığı bir yana artık en basitinden karnını doyurmak, sığınacak bir yer bulmak gibi ilk insancıl ihtiyaçların ilk sıkıntısını çekmesi de gerekiyordu. Çekti de. Ancak yeteri kadar çektiğine karar vermiş olmalı ki günlerden bir gün Allah, Adem’e neleri nasıl yapması gerektiği hakkında bilgiler verdi. Ve neyi nasıl yapmasından daha da önemlisi herşeyin ismini birer birer, aha bu ağaç, aha bu buğday, aha bu taş diye Adem’e öğretti ve kati suretle unutmamasını tembihledi.


