Tagged: buhran RSS Toggle Comment Threads | Keyboard Shortcuts

  • ignoramus 12:31 am on February 3, 2009 Permalink | Reply
    Tags: buhran, bunalım, deli, depresif, depresyon, distimi, foucalt, fuko, , hastalık, illet, kronik, psikolojik, ruhsal, süreğen, tank, troleybüs, yabancılaşma   

    Ben Bir Distimiyim Gülhane Parkında, Ne Sen Bunun Farkındasın Ne De Psikologlar Farkında 

    Distimi nedir, yazıya başlamadan az önce öğrendim. Biri  ”Distimi, oksitlenerek hurdaya çıkan tank zırhlarıyla yapılan bir çeşit troleybüstür” deseydi, biraz kuşkulansam da inanabilirdim. Cahillik ne kötü. Neyse ki Google var ve toplum bilmemenin değil öğrenmemenin ayıp olduğu konusunda hemfikir.. Distimi psikolojik bir rahatsızlık. Bu yönüyle zaten yeteri kadar ilgi çekici. Nerde hem psikolojik hem de rahatsız birşey görsem hemen ilgilenerim demek de istemiyorum aslında ama nedense öyle bir hava da oluştu; demiş bile oldum bir bakıma.

    Öğrendiğim kadarıyla distimi -kısaca- süreğen (“kronik” in Türkçesiymiş, hiç de fena değilmiş aynı zamanda ) bir bunalım hali. Ancak bu, distimi hastalarının sürekli kasvet, keder,  melankoli ve gözyaşları içinde olduğu anlamına gelmiyor. Bilakis bu öyle bir illetmiş ki, öyle açık oynayarak kendini belli etmeyen, üstüne çöktüğü kişinin tüm hayatına, bakışlarına, duruşuna, oturuşuna sirayet eden, şahsiyetiyle bütünleşen, dışarıdan bakıldığında asla farkedilmeyecek biçimlerde ve beklenmedik zamanlarda kırgınlık, sitem, özlem, dışlanmışlık, yabancılaşma gibi kılıklara bürünerek ortaya çıkıveren sinsi, hain, garip bir belaymış. Tüm bunlardandır ki, pençesine düşen zavallı insanlar, kendi hallerinin sefaletinden bi’ haber olduklarından mı yaşamlarını esir alıp mutluluğa, kaygısızca kahkahalar atıp sevinçle dolup taşmalarına engel olan bu mikrobu kendi şahsiyetlerinin vazgeçilmez unsuru olarak gördüklerinden midir bilinmez, haklı olarak tedavi talebinde de bulun(a)mazlarmış.

    Aslında distimi deyip durduğum bu insan hal ve davranışlardan oluşan bütünün de psikolojik bir hastalık mı yoksa bir tür şahsiyet meselesi mi olduğu konusunda gerek pozitif bilim çevresinde gerek diğer ismini sayamadığım önemsiz gruplarda ciddi kuşkular var. Edindiğim yüzeysel bilgiler doğrultusunda ben şahsiyet yönünün ağır bastığını düşünüyorum.

    Toplumun geneline uymayan, çoğunluğun zevk aldığı durum ve ortamlardan zevk alamayan, olaylara ve insanlara diğerlerinden farklı bakan ve farklı tepkiler verenlere psikolojik olarak ya da her ne haltsa “hasta” gözüyle bakmak sağlıklı mı bilmiyorum. Bu konuda ayrıntılı bilgi sayın Michel Foucault‘nun “Deliliğin Tarihi” adlı eserinde mevcut.

    Sonraki Konu: Paylaşmak (Paylaşım Çeşitleri, Paylaşımın Taraflara Etkileri, Yararları, Zararları)

    İşbu Kelimeler Kullanılacak: sevgi, çıkar, terlik

    Hiç bu Kelimeler Kullanılmayacak: bilgi, deneyim, eylem

     
  • ignoramus 3:21 pm on January 28, 2009 Permalink | Reply
    Tags: alışkanlık, buhran, cevap, dil, hacı naber, hal, hatır, iyi misin, naaptın, naber, nasıl gidiyo, nasılsın, nassın, retorik, , tik   

    Anlamsız Dil Alışkanlıkları – Retorik Sorular 

    Çalışmak, müzik dinlemek, dolaşmak, durmak, film izlemek ya da bunun gibi herhangi bir vakit geçirme yöntemi ile meşgulken, yaşamı katlanılabilir kılan bir uğraş bulmuş ve yapıyorken birinin karşınıza çıkıp  “Nasılsın?” diye sorması aslında size yapılacak en büyük saygısızlıktan biridir. En masum haliyle bile, bulunduğunuz ruh hali ne olursa olsun size durup kendinizi yoklamayı dikte etmek, sorgulamaya zorlamaktır. Ne kadar sıklıkla bu soruyla karşılaştığımızı  da düşünürsek bizi sürekli kendimizin, yaptıklarımızın farkında olarak bitmez tükenmez bir buhrana sürüklemek de ne demek olmaktadır? Bizi böyle bir felakate sürüklemekteki amaç nedir? Kimlerin halimizi-hatırımızı sorduğunu düşünürsek; örneğin bakkalın buna ne hakkı olabilir?

    Duyguları isimlendirmeden, dile getirmeden ve buna ihtiyaç  da duymadan yaşarız. Sevinçliyken, kendi kendimize -içimizden bile olsa- “şu an sevinçliyim, evet sevinçliyim, seviniyorum, ne güzel seviniyorum” diyemeyiz. Belki de sevinçli olabilmenın en önemli şartlarından biridir bu.  Sevinçliyizdir; ta ki birinin çıkıp “nasılsın” diye sorarak sevincimizi yok etmesine kadar. Sevinçli olmanın farkında olarak sevinmek olsa olsa buruk bir sevinç olacaktır. Gülüyorsak gülüşümüz donup kalacaktır.

    Kullana kullana anlamsız, içi boş bir hale gelen “nasılsın”, aslında bir soru bile değildir. Sorusu da cevapları da gereksiz bir alışkanlık, dilsel bir tiktir.

    “Nasılsın?”

    Gerçekten de nasılım ki acaba? Ne yapıyorum? Niye gülüyorum? Nasıl gülüyorum? İşte böyle  gülüyorum.

    Sonraki Konu:  Murphy Kanunlarıyla Hammurabi Kanunlarının Karşılaştırılması

    Kullanılacak Kelimeler: ironik, gergin, toplantı

    Kullanılmayacak Kelimeler: eski, an, geçmiş

     
c
compose new post
j
next post/next comment
k
previous post/previous comment
r
reply
e
edit
o
show/hide comments
t
go to top
l
go to login
h
show/hide help
shift + esc
cancel