Tagged: yanılgı RSS Toggle Comment Threads | Keyboard Shortcuts

  • ignoramus 8:21 pm on January 23, 2009 Permalink | Reply
    Tags: , gerçek, ihanet, , politika, yalan, yanılgı   

    Sevgi Çemberi 

    Sevgi Çemberi

    Herkesin tüm eylem ve söylemlerinde samimi olduğu, sahte en ufak bir mimiğin bile olmadığı bir dünyada yaşasaydık ne olurdu? Gereksiz nezaket, korku, çekinme çıkar kaygıları olmadan, tam da ne düşünüyorsak onu, direk söyleyiverseydik..  Sanırım insanlar kabul etmemekte direndikleri kendilerince “acı” bir dolu gerçeğe bire bir tanık oldukları için kolayca inananırlardı. Tüm yalanlar, kumpaslar, entrikalar, suçlar, sırlar üzerine kurulu modern toplumumuz ve kurumları yok olacağından bir çok insanın hayatlarının “anlamı” da kalmaz ve toplu bir bunalım  ve kaos dönemine girilirdi. Reklamcılık, pazarlama, ticaret, politika, din, ahlak, aşk, ihanet ve ezoterik herşey yok olurdu.

    “Farbikamızda -inanılmaz ama- günlüğüne 1 dolar vererek çalıştırdığımız çoğu çocuk sefil işçilerimizin ürettiği, maliyeti fiyatının neredeyse 10′da 1′i kadar olan ve muhtemelen 2 ay sonra kullanılmaz hale gelecek bu ayakkabıyı satın almak istemez misiniz?”

    “Ne istediğiniz, hayatlarınızın nasıl daha iyi hale geleceği ne benim ne de partideki diğer arkadaşlarımın zerre kadar umurunda değil. Bize oy verin.”

    “Ha ha ha. Tabii ki Hadise senden daha güzel, sevgilim. Ufak da olsa onunla beraber olma şansım olsaydı seninle bir dakikamı bile harcamazdım.”

    Sonraki Konu: mIRC’ten Msn’e Chat Alışkanlığının Değişimi, Etkileri

    Kullanılması Zorunlu Kelimeler: muaf, duyarlı, sevecen.

    Kullanılması Yasak Kelimeler: iletişim, istek, yalnız

     
  • catiski 1:23 am on January 9, 2009 Permalink | Reply
    Tags: indirgenmiş, özgür, özgürlük, tragedya, yanılgı, yükümlülük   

    Özgürlük Tragedyası 

    Tam anlamıyla özgürlüğün varol(a)mayacağı gerçeğini bilmek bir yana, kısmen varolan özgürlüğün ne kadar işlevsel, ne kadar  tatmin edici olduğu ve ne kadar ‘özgürlük’ kavramının hakkını verdiği konusunda ciddi şüphelerim var.

    Doğduğumuz andan itibaren henüz farkında olmadığımız bir çok yükümlülük üzerimize yapışmıştır. Doğmuş olmak özgürlüğünüze vurulan ilk darbedir. Biraz daha yüzeysellikten(!) çıkıp günlük yaşamımıza baktığımızda bu indirgenmiş ilk örneğin aslında abartı olmadığını görebiliriz. Modern toplum diye adlandırılan ‘danışıklı köle yönetme endüstrisi’nin bir üyesi olarak biliyorum ki, hiçbirimiz özgür değiliz. Sadece geçmişimize bakarak hatırlıyoruz ki feodal rejimler, krallıklar ve imparatorluklar gibi oluşumlar varmış. Bunun özgürlük olduğu yanılgısına kapılıyoruz, oysa ki yalnızca onlardan daha şanslıyız. Evet bu sadece daha şanslı olmak. Paranın söz sahibi olduğu bir dünyada özgürlükten söz etmek zaten başlı başına bir yanılsama. Özgür olabilmeyi -olabildiğince özgür olabilmeyi- gerçekten istemiyor olabilir miyiz? Kısıtlanmamış olmak, belirlediğimiz hedeflerimize çabalayarak ya da çabalamadan ulaşmak varoluşumuzu anlamsız kılacağı ihtimalinden mi korkuyoruz bilemiyorum. Fightclub’da da dendiği gibi, ancak öldüğümüz zaman tam anlamıyla özgür olabiliriz.

    Sonraki Kategori: Psikoloji

    Sonraki Konu: Fark Edilme Egomuzun Yaşamımızdaki Rolü

     
  • ignoramus 12:08 am on January 2, 2009 Permalink | Reply
    Tags: doğru, erdem, erdemli, götürü, , imkansız, , mutlak, ümitsiz, yanılgı   

    Erdemliyim, Erdemlisin, Erdemliyiz. 

    İyiyi, doğruyu, güzeli seçip yaptığını sanmak “erdem”dir. Erdem sadece bir yanılgıdır;
    çünkü hiçkimse iyi, doğru ve güzel bişey yapamaz.
    Çünkü felsefede mutlak iyi, mutlak doğru ve mutlak güzelin olmadığı aşikardır.
    Çünkü fiziksel yakınlıktan dolayı mensubu olduğunuz topluluğa, kendi seçimleriniz ve iradeniz dışında yaşadığınız zamana, idelojiye, dine hatta daha da ayrıntıya inersek her kişiye göre değişen sayısız “doğru”lar, “iyi”ler ve “güzel”ler vardır.
    Kaldı ki imkansız olsa da “iyi”yi bildiğimizi varsaysak bile, ona göre düşünüp yaptığımız eylemlerin sonuçlarının “iyi” olacağını bilmek ilk imkansızlığı üçe, bine, beş yüz bine katlayacak kadar devasa bir imkansızlıktır.
    Tüm bu nedenlerle erdemli (!?) olmanın kişiye getirisi, toplumda kabul görmektir.
    Götürüsü ise toplumda kabul görmektir. Daha “kötü”sünü düşünemiyorum.

    Sonraki Kategori : Psikoloji
    Sonraki Konu : Aşk

     
    • catiski 12:19 am on January 2, 2009 Permalink | Reply

      “ne yani, şimdi hepimiz erdemsiz miyiz?” dememek elde değil.

c
compose new post
j
next post/next comment
k
previous post/previous comment
r
reply
e
edit
o
show/hide comments
t
go to top
l
go to login
h
show/hide help
shift + esc
cancel